Çocuğunuzun En Önemli Ödevi Kendisini İfade Etmesi

Sosyal medya hesabında başlattığı ‘ev ödevi’ tartışmalarıyla fenomen olan Nihan Kayalıoğlu çocuk gelişiminin formülünü açıkladı.

111120161806204902186_2-41

Sosyal medya onu ev ödevlerine savaş açan anne olarak tanıyor. Nihan Kayalıoğlu, çocuklarını ödevlere boğmayı reddedip onları doğaya çıkarıyor ve sosyal medyadaki 140 bini aşkın takipçisiyle düşüncelerini paylaşıyor. ‘internetanneleri.com’ ve ‘minikaynam.com’ gibi sitelerin kurucusu Kayalıoğlu’nu tanımak istedik. Bakın anne gözüyle o bize neler anlattı…

Sosyal medyada fenomensiniz. Bu işe nasıl başladınız?

36 yaşındayım, yaptığım iş için ‘hobisini işe dönüştürmüş biri’ diyebilirsiniz. Çocuklarımı büyütürken aldığım hayat dersleri ve çıkarımlarımla önce Boba ürünlerini Türkiye’ye getirdim sonra internetanneleri.com’u kurdum ve minikaynam.com’un yanında annelerin sanal dünyada birbiriyle tanışması ve kaynaşmasına aracı oldum.

Çocuklarınızla olan ilişkiniz nasıl? 

Eskiden tüm vaktim onlarındı çünkü sadece anneydim. Ama artık önce bir insan sonra bir kadın sonra da bir anneyim. Şimdi çocuklarımla ilişkim şöyle; Evet ben senin ebeveyninim, seni çok seviyorum ama sınırlarımız var. Ben onlara seçme hakkı tanıyorum onlar da bana  ‘Nihan’ olmam için saygı duyuyorlar.

‘Ev ödevleri’ çocuklarınızla ilişkinizi nasıl etkiliyor?

Ödevin anne-baba ilişkisi dahil evin tüm dinamiklerini bozduğuna ve özellikle de ebeveyn ve çocuk arasında gereksiz bir sevgisizliğe, yanlış anlaşılmaya dönüştüğünü düşünüyorum. Ödev benim değil çocuğun. O ödevi yaptırmak için zaten sorumluluğumda olan işler yetmiyormuş gibi bir tane daha ekleniyor ve geliyor en başa oturuyor. Ben çocuğumla doğada vakit geçiren ona sorumluluk veren bir anneyim. Hayatta bir ödev verilecekse düz çizgi, eğri vesaire değil hayatını kendi kendine idame ettirmeyi öğretmek için egzersizler verilmeli. Makine gibi büyütülen çocuklar kurtuluşu dışarıda arıyorlar oysa en önemlisi insanın kendisi ve çözümler onda.

Ev ödevi gereksiz mi?

Benim endişem asla bu çocuk bu çizgileri yapamazsa yazmayı öğrenemez, yazısı okunmaz değil. Okunmasın! Yazı yazmayan insan ancak istemiyorsa yazmaz. Önemli olan kendini ifade edebilecek çözümlere sahip olduğunu bilmesi ve zekasını kullanarak bunu yapabilmesi. Yapabileceğine ve kendine inancını kaybetmemesi. Yıllar boyunca çok yazı yazacak ama bir iki sene sonra coşkuyla sokağa fırlamak istemeyecek. Ama en önemlisi öğrenme keşifi! En güzel keşif ihtiyaçlarını karşılayabilmek. Zaten en önemli icatlar böyle yapılmadı mı? Biz onların kendileri olmalarına izin verirsek öğrenecekler…

Bu durumun çocukları eğitimden soğuttuğuna inanıyor musunuz?

Eğitimden soğuttuğu gibi kendi isteklerinden de vazgeçiyorlar. Hayattaki her şeyin zorunlu olduğunu ve asla değişmeyeceğine inanıyorlar. Ebeveynler seslerini yükselmeli. Okullar velilerden öğrenecekleri şeyler olduğuna ikna olmalı. Öğretmen öğreten insan olmaktan çıkıp öğrendikçe öğrenebileceğini ve öğrenmenin ömür boyu olduğuna, bir çocuğun da kendisine bir şey öğrenebileceğine inanmalı. Benim inancım şu: Bildiğim, bildiğim gibi mi? Gördüğüm, gördüğüm gibi mi? İnandığım, inandığım gibi mi?

Konuyu öğretmenleriyle konuştunuz mu?

Bizim okulumuz aile anlayışımıza en yakın olanı. Onlar da ödev taraftarı değiller fakat aileleri çocuklarla yakınlaştırmak, çocukların bir sorumluluğu olması açısından ödev veriyorlar. Kuma harf yazıyoruz, oyunla öğreniyoruz o yüzden egzersiz kitaplarımızı tamamıyla dolduramıyoruz.

KADINLAR HEM CİNSLERİNİ YARGILAMAMALI

Diğer anneler size neler anlatıyorlar?

Benimle hem fikir olan da okul ve öğretmen tarafında olup konuya o taraftan bakanlar da var. Onlar 40-50 çocuğun sınıfta aynı derecede çalışamadığını ve onların bunu kontrol edemeyeceğini ve evden de bu anlamda destek alınması gerektiğine inanıyor.

Ailelere ne tavsiye edersiniz?

Ödev çocuk yerine ailenin olmaya başladıysa okul ile görüşülmeli ve buna ortak bir çözüm geliştirilmeli. Kadınlar lütfen önce kendi hemcinslerine anlayış ve hoşgörü göstersinler ‘kötü anne’, ‘ilgisiz anne’ demek yerine ‘bir saniye dur ben önce kendime bakayım’ desin. ‘O ne istiyor da bunu yapıyor ben ne istiyorum’ diye düşünebilsinler. Kimse aynı değil kimsenin istekleri de birebir aynı değil…

Çocuk kendi ihtiyaçlarını karşılarken keşfeder. Zaten en güzel icatlar da böyle çıkmadı mı? Biz çocukların kendileri olmasına izin verirsek öğrenecek ve keşfedecekler.

Haberin tamamını okumak için buraya tıklayınız.

Diğer Yazıları: Nihan Kayalıoğlu

Paris

“Let’s all meet up in the year 2016 when we are young...
Devamı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir