ORHAN MERİÇ GÜN YAYINCILIK

 

ORHAN MERİÇ GÜN YAYINCILIK ile PAZAR SOHBETİ

 

 

 

Bu röpörtajımı Tuten @tutenn sayesinde yapıyorum 🙂 kendisi bana fikir verdi ve Twitter dan duyurdu demiştim di mi #internetanneleri harikadır diye! Sonrasında Deniz @denizermismeric bir diğer süper #internetanneleri aynı zamanda gün yayıncılığın sahibi bana eşi süper baba Orhan Meriç i yölendirdi ve sayelerinde harika bir sohbet gerçekleştirdik!

Öncelikle bana vakit ayırdığınız için teşekkür ederim, biz anneler çocuk bakımı konusunda babaların katkılarını, neler yapabileceklerini
örnekleriyle öğrenmek istiyoruz. Erkek yapmaz, erkek işi değildir denen pek çok şeyin aslında hikâye olduğunu biliyorum. Bir babanın çocuğunun bakımıyla ilgili konularda aktif katkı sağlaması, bunu içten bir şekilde ortaya koyması hatta kendi başına çocuğa bakması çocuğuyla arasındaki bağı güçlendiriyor ve bunun keyfi paha biçilmez. Öğrendim ki siz çocuk bakımı konusunda profesyonel bir babaymışsınız bana bildiklerinizi anlatır mısınız?

 

 

Kendiniz ile ilgili bilgi verebilir misiniz? Eğitiminiz? Mesleğiniz? Hobileriniz?

1972 doğumluyum. İlk, orta, lise eğitimini Tekirdağ’da tamamladım. Daha sonra çocukluk hayalimi gerçekleştirdim ve Mimar Sinan Üniversitesi’nde Sanat Tarihi ve Arkeoloji okudum. Daha sonra hızımı alamayıp İstanbul Teknik Üniversitesi Taşkışla binasında
Mimarlık Tarihi masteri yaptım.  Tezimi teslim ettiğim gün sevgili tez hocam Sayın Prof. Dr. Afife Batur  “Doktora sınavına giriyor musun?” dedi. Ben de “artık okumaktan yoruldum” dediğimi hatırlıyorum! Bir süre bilgisayar sektöründe çalıştıktan sonra asli eğitimim ile ilgili bir belgesel danışmanlığı vesilesiyle Umut Sanat firmasına girdim ve giriş o giriş TV, Sinema sektörüne
adım attım. Sonra şimdi kapanmış olan Palermo firmasında DVD ürün müdürlüğü, ardından As Sanat firmasında aynı görevi sürdürdüm. Daha sonra Fox International Channels firmasında Foxlife, FX ve National Geographic Channel kanalları için Yapım Koordinatörlüğü yaptım. Sonrasında da kayınpederimin vakitsiz kaybı sonrası önce eşimin yönetimine geçtiği Gün Yayıncılık’a geçtim.

Sağlam bir film izleyicisi ve koleksiyoncusuyum. DVD ve Blu-Ray olarak sevdiğim filmleri biriktiriyorum. Bir dönem 2.Dünya Savaşı askeri maketleriyle epey uğraşmıştım. Evlilik, çocuk derken o konudan uzaklaşmak zorunda kaldım. İyi bir hard-rock,
heavy metal dinleyicisiyimdir. Türkiye’ye gelen iyi konserlere gitmeye çalışırım. Son olarak da web sitesi yazarlığı maceram başlamak üzere. Detaylarını aşağıda yanıtlayacağım.

 

 

Siz nasıl bir aileden geliyorsunuz? Sizin babanız nasıl bir babaydı?

Ailem klasik yapıdadır. Annem ev hanımı babam Yüksek Mimardır. Eğitimim sebebiyle biraz babamın yolundan gitmişliğim var. Babam ben küçükken sabahtan itibaren hep şantiyelerde, inşaatlarda olurdu ve eve geç gelirdi. Bebekliğimden onunla ilgili
hatıram pek yok o yüzden. İş yoğunluğunun geçtiği yıllarda da ben artık ilkokul son veya ortaokullu olmuştum herhalde. Benim hatırladıklarım daha çok anne, ağabey, anneane, teyzelerime ait hatıralar. Babamla ilişkimi genel olarak “arkadaşça” olarak adlandırabilirim.

 

Çocuğunuzla nasıl vakit geçiriyorsunuz neler yapıyorsunuz?

Her şeyi yapabiliyoruz! Parkta koşturmak, kumda oynamak, deniz kenarında taş/midye toplamak, denizanalarını incelemek, evde Lego, Barbie’lerle evcilik, hayvanlarına pop-up kitaplarında “macera yaşatmak” (bu onun deyimi), resim yapmak, kitap okumak…

 

Nasıl uyutuyorsunuz?

Bu konu artık otomatik pilota bağlanmış sağlam bir rutin. Kızımız Lara Nur’un bebekliğinin sanırım altıncı ayında deliren annemiz Tracy Hogg adlı efsane bebek bakım uzmanının bizim yayınevimizden çıkan “Bebek Bakım Sorunlarına Mucize Çözümler” kitabındaki E.A.S.Y ve yatır-kaldır tekniklerini azimle, yılmadan öğrendi ve sağlam bir uyku rutini oturttu. Bana da kavga dövüş bu sistemi öğretti. O günden beri tatiller de dâhil her gün tekrarlanan bir rutinimiz var. Uyku saatine (kışın 8:00, yazın 8:30 veya çok ekstrem -tatilde yenen geç akşam yemeği sonrası- durumlarda biraz daha esnek) yakın sakin aktiviteler, üzerine yemek, sonra kitap okuma, diş fırçalama, tuvalet, yatma suyu (çeyrek bardak su içmeden uyumaz ablamız), bir-iki masal ve odadan çıkış. En az 11 saat uyku ve sabah 7.15-7.45 gibi kalkış. Eşim evde olsun veya olmasın hiç fark etmez bu plan sekmeden uygulanır.

 

 

Nasıl besliyorsunuz Lara Nur’u? Yemekleri kim yapıyor?

Beslenme konusunda çok dikkatli ebeveynleriz. Kızın ve bizim (çoğunlukla!) yediğimiz ürünler özel organik gıda çiftliklerinden haftalık olarak geliyor. Biri İpek Hanım Çiftliği www.ipekhanim.com diğeri sevgili Tebessüm Kalfa’nın yeni hayata geçirdiği www.turgutreispazari.com.

Lara Nur’u ve kendimizi bu hormonlu, GDO’lu ürünlerden uzak tutabilmek tek amacımız. Yemekleri kız dâhil bizim evde herkes yapar. Şaka bir yana üniversite yıllarında yalnız yaşamaktan kazandığım sınırlı bir yemek yapma yeteneğim vardı. Kızımız doğduktan sonra eşimin yanında aldığım bir çıraklık eğitiminden sonra hemen her zeytinyağlı ve etli yemeğin altından kalkar hale
geldim. Yemek yapma konusunda sırtım yere gelmez, rahatlıkla söyleyebilirim. Daha komiği kız bebekken ev yapımı yoğurt yesin diye yoğurt mayalama görevi bana düşmüştü. 1 yıl her gün yoğurt yaptım! Kızım komik bir isim bulup “Babaci Yoğurdu” koymuştu adını. Bir de şarkı uydurmuştu bununla ilgili. Ton balıklı İtalyan usulü makarnam, soslu kuzu etim ve mantar sotelerim meşhurdur!

 

Banyo, alt değiştirme ile ilgili ipuçlarınızı paylaşabilir misiniz?

Üzerinden epey zaman geçti ama bebek banyosu ve alt değiştirme konusunda da hiç sıkıntı çekmediğimi hatırlıyorum. Elbette ilk banyolarda “amanın bir yeri kırılacak şimdi bebeğin!” diye çok dikkatli davranıyordum ama büyüdükçe bir problem kalmadı. Hiç utanıp
sıkılmadan ve tiksinmeden her yerde her ortamda alt değiştiriyordum. Gerekli her türlü malzemeyi arabasına doldurup Caddebostan sahilinde saatler geçirip oynardık.

 

Çocuğunuza sizin baktığınız bir gününüzü anlatabilir misiniz nasıl başlıyor nasıl bitiyor gün?

Eğer okul varsa sabah kalkış krep, tost, sandviç, tahin-pekmez, meyve suyu gibi hazırlıklarla kahvaltı ediyoruz.  Anne işe giderken
kızı okula bırakıyor ben evdeki işlerimi öğlen 1’e kadar hallediyorum. Bu işler film seyretmek de olabiliyor, kitap düzeltisi yapmak da veya mail/telefon trafiği de. Bu arada çamaşır yıkayıp kurutucuya atmak veya bulaşık makinesini çalıştırıp yerleştirmek de alışılmış rutin işlerden.

Kızı okuldan almadan önce simit, meyve eksiği varsa onları tamamlıyorum. Hava güzelse okul çıkışı parka, sahile gidiyoruz. Hava soğuk, karlı veya yağmurluysa eve dönüyoruz. Legolar, Barbilerle oynuyoruz. Resim, hamur çalışması yapıyoruz. Haftalık verilen piyano ödevlerimizden bir-iki sayfa yapıyoruz. Akşamüzeri o oyuncaklarıyla oynarken ben ev halkının akşam yemeğini pişiriyorum. Sonra kahvemi yapıyorum ve onun oyununa dâhil oluyorum. Akşam yemeğini yiyoruz. Üzerine yukarıda bahsettiğim yatma rutinimizi uygulayıp günü tamamlıyoruz.

 

Yoruluyor musunuz? Sonrasında eşinize ben bugün çocuk baktım hiçbir babanın yapmayacaklarını yaptım sen de bana şimdi şunları yap, ben yerimden kalkmam bunları getir gibi yaptığınız güzelliğe karşılık bedelini de ödetir misiniz?

Yorulmaz mıyım? Canım çıkıyor. Lara Nur pek çok çocuğun aksine çok hareketli bir çocuk. Özellikle dışarıda yerinde duramaz bir yapısı var. Park, sahil dönüşü iflahımız kesiliyor ikimizin de. Ama onun o enerji fazlasını bir şekilde atması lazım. Yoksa evde
kök söktürüyor bize. Diğer sorunuza gelince akşam da hanımın çay, kahve, kola ve tatlı servisleri benden geçiyor. Kendime hazırlarken ona da veriyorum istediklerini. Çok takılmıyorum öyle şeylere.

 

Kadın erkek ilişkisi ile ilgili neler söylemek istersiniz sizce kadın ve erkeğin görevleri farklı mıdır? Görevler cinsiyete göre mi belirlenmelidir sizce?

Erkek çocuğu doğurmak ve emzirerek beslemek kısımlarını teknik olarak başaramayacağı için bence iki cins arasındaki farklar bunlarla sınırlı. Her iki cinsin de iki eli, iki ayağı bir beyni var. Olay yetiştirilme tarzıyla ve kafa yapısı ile ilgili bence. Türk
erkeğinin üzerine yapışan ataerkil maçoluk etiketini isteyen her erkek üzerinden atabilir. Erkeğin de yapımına katkıda bulunduğunuz bir canlının bakımını ve daha da önemlisi yetiştirlmesini sadece kadına yüklemek büyük haksızlık bence.

 

Kendi kişisel hobilerinize zaman ayırabiliyor musunuz?

Uzun bir süre çok  fazla ayıramadım doğal olarak bu anlattığım tempo sebebiyle. Ancak iflah olmaz  bir film, sinema tutkunu olarak her bulduğum vakitte film seyrederim. Bu şu  şekilde bile yürüyor. 2-3 filmi aynı anda seyrediyorum. Nasıl oluyor derseniz;  sabah 1 saatini seyrettiğim filmin akşam kalanını bitiriyorum. Yeni bir  tanesine başlıyorum devamını uykum gelirse sabah bitiriyorum gibi. Bazen de eşimle gece baştan yepyeni bir filmi bitirip, daha önceden başladığım bir filmin devamını o yattıktan sonra bitiriyorum. Diğer bir hobim çok yeni ama çok keyifli. 10 Mart’ta yayına başlayacağımız www.birinciblog.com sitesinde yazarım. Delice film tutkumu yazıya dökmeye başladım bu sayede. Site ekibinin tamamı müthiş arkadaşlar. Müzik, film, konser, sergi gibi hayata dair her şeyden bahsedeceğiz. Göz atmanızı tavsiye ederim.

 

 

Çocuktan sonra evlilik nasıl?

Tabii ki her şey çok farklı… Alıştığınız bildiğiniz dünyanız altüst oluyor. Bu kaçınılmaz bir gerçek. Eş dostla takıldığınız gece ezmeleri, istediğin saatte yatıp kalkmalar, bangır bangır sesini açıp rock dinlemek falan bunlar hayal oluyor. Tamamen size bağımlı küçücük bir insanın 24 saat ihtiyaçlarını gidermek  zorundasınız. Bir de bizim şanssızlığımız ikimizin de annelerinin şehir dışında yaşamasıydı. Bebek doğduktan sonraki iki hafta sırayla geldiler sonra biz  bebekle baş başa kaldık.  Zaman zaman çok gergin anlar yaşadık, halen de yaşıyoruz ama iki kişi her şeyi paslaşarak yaptığımız için bir çözüm buluyoruz.

 

Eşinize hamilelik döneminde de yardımcı oldunuz mu? Nasıl geçirdiniz bu süreci? Doktor kontrollerine gittiniz mi eşinizle?

İlk günden itibaren kontrollere gitmeye çalıştım. Bebeğin gelişimini an be an izledim. 4 boyutlu ultrason videoları, fotoları aldım hastaneden, onlara müzik döşeyip videolar hazırladım izleyip güldük. Biri çok komiktir. Opera okuyan Lara Nur… Aşağıdaki linkten
izleyebilirsiniz.

http://www.youtube.com/watch?v=SJc3NkMvyzI

 

Bebeğin anne karnındaki gelişimini araştırıp takip ettiniz mi?

Fox International Channel bünyesinde olan ve eski çalıştığım şirketim National Geographic Channel’in müthiş bir belgeseli vardır. Adı ”In the Womb”. “Anne Karnında” olarak Türkçeleştirilmişti sonra. Bu belgeselde ilk andan itibaren doğuma kadar olan tüm evreler müthiş canlandırma ve grafiklerle 3 boyutlu olarak anlatılır. Onu defalarca izlemiştik eşimle.

 

Doğum sırasında neler yaptınız? Öncesinde bir eğitime gittiniz mi?

Özel bir eğitime gitmedim. Ancak doğuma girdim ben. Eşim çok prensipli bir şekilde doğal doğum istedi. Ben de destek verdim. Fotoğrafçı arkadaşım Çağatay Atasağun da bize katılmıştı ve onun doğum fotoğrafçısı olarak mesleğe başlamasına vesile olmuştu
bizim doğum. Eşimin elini sıkı sıkı tuttum, cesaret vermeye çalıştım. Çok ilginç bir deneyimdi. Bebeğin başı göründü, omuzları çıktı falan diye naklen eşime bilgi aktarmıştım. Bir de doğar doğmaz kızımın gözümün için bakması gibi bir durum var. Tabii ki net bir şey gördüğü yok zavallımın o parlak ışıklar hengâmede ama  “Sen misin benim babam?” tadında bir bakış atmıştı bana. O anı hiç unutamam.

 

 

Bebek doğar doğmaz konuya adapte olabildiniz mi yoksa çocuğu baba gibi zamanla mı entegre oldunuz?

Sanırım en azından bazı konulara çok çabuk adapte oldum. Olmak zorunda kaldım. Bakıcı, yardımcı hiç kullanmadık diyebilirim bebeği büyütürken. O yüzden evde olduğum her an bebekle ilgili bir şeylere yardım ettim.

 

Nasıl bir baba oldunuz sizce siz?

Zaman zaman sinirlensem, bunalsam da önce bir bebeğin, sonra da küçük bir kızın her türlü ihtiyacını karşılayabilecek kapasitede yeterli ve kendimce ilgili bir baba olduğumu söyleyebilirim. Hatalarım yok mu? Bir sürü var. İdeal anne-baba diye bir şeye uğraşmayın boşuna üzülürsünüz. Yapabildiğinizin en iyisini yapın inanın çocuklarınız sizin çabanızı anlayacak ve size destek verecektir.

 

Çocuk erkek işi değildir diyenlerin bu tutumlarından vazgeçmeleri ve çocuğun ortaklaşa yetiştirilmesi gerektiği ile ilgili neler söylerdiniz?

Çalışma şartları elveren, imkânı olan babaların benim yukarıda anlattıklarımı yapmamaları, yapamamaları için bir neden var mı? Ya da en azından bir kısmını hafta sonları yapmamaları için? Ancak anlattıklarım ve yaptıklarım fedakârlık gerektirir. Eşinize
çocuk yetiştirme konusunda gerçekten destek olmak istiyorsanız her hafta sonu statta maça, halı saha maçına, meyhaneye içmeye gidemezsiniz.

 

Çocuğunuzun isminin bir hikâyesi var mı?

Var, hem de biraz komik. Filmlere olan tutkumdan bahsetmiştim. Lara Croft adlı Angelina Jolie’nin oynadığı güçlü kadın karakterli aksiyon-macera serisini çok severim. Eşim de Nur ismini beğenmişti. Ortak bir yol bulduk ve Lara Nur koyduk. Böylece ileride
istediğini kullanabilecek.

 

Kardeş konusunda neler düşünüyorsunuz?

Şimdilik bir şey düşünmüyorum! Düşünemiyorum daha da doğru. Kızımıza sağlamaya çalıştığımız olanakları ve harcadığımız enerjiyi en azından şu an bölmeyi düşünmüyorum.

 

Çocuğun eğitimi ile ilgili görüşleriniz? Oyun Grubu, Kreş, Anaokulu, Okul etc…

Bu konuda annemiz hep öncü, araştırıcı oldu. Onun seçimleri doğrultusunda oyun grubu ve bir iki anaokulu değiştirdik şimdi gittiğimiz okul da anasınıfı başlayana dek son okulumuz. Çok özetle söylemek gerekirse okul öncesi çocuğun gideceği yerde tek
yapması gereken oyun oynaması, paylaşmayı, sosyalleşmeyi öğrenmesi. El yıkama, beraber yemek yeme v.b. basit sosyal aktivitelere katılması, öğrenmesi. Yoksa sayıları, harfleri v.b.öğrenmesi bence çok gereksiz. Zaten hazırlık sınıfında bütün gün bunlarla uğraşacaklar.

 

 

Bir çocuğun gelişiminde kitapların yerini ve önemini anlatabilir misiniz ve tavsiyelerinizi paylaşabilir misiniz?

Kitap en önemli şey bence. İlerideki okuma alışkanlığının tekalem görüyor. Gazete dahi olsa çocuğunuz gelişimi boyunca elinizde okuyacak bir şeyler görsün. Tabii ki asıl ve önemli olan şey ona kitap okumanız.melleri bebeklikte atılmalı diye düşünüyorum. Biz de biraz da mesleki durum nedeniyle evimizde her zaman bir şeyler okunuyor, kız elimizde hep kâğıt,

 

Bir çocuğun kitap okuma alışkanlığı kazanması, kitap sevgisi için neler yapılmalıdır?

Ona her gün yaşına uygun en az 2 kitap okuyun. Özellikle akşam yatmadan önce okunan kitaplar akıllarında çok daha iyi kalıyor. Hayal güçleri üzerinde inanılmaz etkisi var kitapların. Düzgün konuşmayı, duygu ve düşüncelerini ifade etmeyi televizyondan değil
kitaplardan öğrenebilirler.

 

Çocuk gelişimini düşündüğümüzde hangi aylar için neler tavsiye edersiniz?

Günümüzde her aya, yaşa uygun materyal (kitap, oyuncak, film v.b.) bulmak mümkün. Her şeyi dozunda, kararında kullanarak çocuklarımızın gelişiminde aktif rol oynayabiliriz. Ama en önemlisi çocuklarınızla en az bir ebeveynin içten gelen bir bağ kurması lazım. Her gün 15 dakika telefon, mail, kapı zili ile bölünmeden sadece onlara vakit ayırarak (2 veya daha çok çocuğunuz varsa her
birine 15’er dakika) birebir zaman geçirin.

 

Anne adaylarına kitap tavsiyeleriniz?

Öncelikle kendi yayınlarımızdan Emzirme Sanatı’nı şiddetle tavsiye ederim. Emzirme üzerine anne adaylarının akıllarına akıl abilecek her türlü sorunun cevabı orada. Sonra tabii ki Tracy Hogg’un “Bebek Bakım Sorunlarına Mucize Çözümler” adlı kitabını
mutlaka okusunlar. Osho Çocuk’dan çıkan Şiddetsiz İletişim de iyi bir kitap.

 

Annelere ve babalara kitap tavsiyeleriniz?

Yine bizden çıkan Tracy Hogg’un 2 yaş sendromu üzerine ağırlık veren Çocukluğa Geçiş Sorunlarına Mucize Çözümler, Dr.Richard Ferber’in Çocuklarda Uyku Sorunları ve Çözümleri adlı kitabı çok önemli. Herkes İçin Tuvalet Eğitimi, Çocuklarla El Ele Ebeveynlik önerebileceğim diğer kitaplarımız. Ayrıca Kim West’in İyi Uykular Tatlı Rüyalar El Kitabı’nı (çok yakında bu kitabın geniş versiyonunu basacağız) önerebilirim.

Gün Yayıncılık nasıl bir yayınevidir?

2009’dan beri “ebeveyn-dostu” diyebileceğimiz bir konsepte oturtmaya çalıştığımız bir yayınevi olmaya çalışıyoruz. Neler yaptığımız öğrenebilmek için www.gunyayincilik.com sitemize göz atabilir okuyucularınız. Yeni açtığımız facebook.com/gunyayincilik sayfamızdan da bizimle ilgili anlık, günlük gelişmeleri öğrenebilirsiniz. Yayın politikamızı aşağıdaki metin bence çok iyi özetliyor:

Biz, yeni annelerin ebeveynlik yolunda ayaklarına takılan taşları temizliyoruz, geceleri yollarını aydınlatan ateş böcekleri sunuyoruz.

Bebek bakım kitaplarının çoğu aynı şehir hatları tarifesi gibi, tarife aynı bulmak kolay…

Zor olan yolumuza çıkan taşlar, engeller.

Bir bebeği yıkamayı binlerce kitapta bulursunuz ama her gece saat üçte, beşte uyanan bebeği yatıştırmayı veya evlat edindiğiniz bebeği nasıl emzireceğinizi, sütü nasıl sağıp saklayacağınızı veya anestezi aldıktan ne kadar sonra emzireceğinizi size ancak bir, bilemediniz iki kitap söyler.

Bizim işimiz o kitapları bulup, sizin başucunuza eriştirmek…

Kafanızda olan hatta aklınızın ucundan bile geçmeyen tüm sorulara cevap vermek.

Bebeğinizle başladığınız yeni hayata güçlü, mutlu sağlıklı bir adımla başlamanıza yardımcı olmak dileğiyle…

 

Anne Bloggerlar, Baba bloggerlar ile ilgili neler söylersiniz? Okuyup takip ettikleriniz var mı? Bir de yayın evi sahibi olarak tavsiyeleriniz bloggerlara?

Takip ettiğim ve görüştüğüm blogger anneler var tabii ki. Blogcu Anne, Slingo Mom, Binbirincigece ve daha pek çoğu… Üç uykusuz annenin girişimi uykusuzanneler.com’da severek takip ettiğim bir site. Seride Samurkas (www.uykumelegi.com) ve Sedef Orsel (www.cocukluyuzbiz.com) de takip ettiğimiz bloggerlar arasında. Bilinçli blogger anne-babalar kendi bebek-çocuk bakımı
deneyimlerini paylaştıkça, yeni bebek sahibi olan acemi aileler yalnız olmadıklarını ve yaşadıklarını anlayan birilerinin olduğunu anlıyorlar. Çok önemli bence bu. Eskiden annelerimiz dört duvar arasında, iki çocuk eteğinde telefon hariç hiçbir iletişimleri olmadan çok sıkıntı çekmişler.

 

Çocuğunuz doğduğundan beri en çok kullandığınız ürünler nedir?

En başta tabii ki bol miktarda Prima bebek bezi. Ama  bence en önemli ürün Bepantene! Pişik mi oldu popiş, sür Bepantene, soğuktan yüzü, dudağı mı çatladı sür Bepantene, dizini mi vurdu sür Bepantene! Yaşasın Bepantene!

 

Babywearing nedir biliyor musunuz? Bu konu ile ilgili görüşlerinizi paylaşabilir misiniz?

Evet! Maalesef bizim bebeğimiz küçükken bu kadar yaygın değildi. Büyük bir kolaylık babalar için.
Biz 4 kat bebek arabası taşıdık 2 yıl boyunca.

 

Bakıcı konusundaki görüşleriniz? Bir çocuğun bakımını üstelenecek kişinin özellikleri neler olmalıdır sizce?

Bu konuya hep mesafeliyiz eşimle. Hiç kullanmadık, içimize sinmedi kullanmak. Her şeyden önce hep korktuk duyduklarımızdan ama eli mahkûm ailelere de bu konuda hep saygı duyduk. Kesin mesai saatlerine bağlı çalışan anne-babaların başka çaresi ne yazık ki kalmıyor. Kendi işimize sahip olmak, bize dönüşümlü olarak ofise gitme imkânı verdiği için kızımızın bakımını sırayla üstlenerek çözdük biz bu konuyu.

Sosyal sorumluluk projeleri yapıyor musunuz? Dâhil olduğunuz sosyal sorumluluk projeleri var mı?

Uykusuzanneler.com gibi sevdiğimiz tanıdığımız blogger annelere hediye kitap, dvd desteği veriyoruz elimizden geldiğince. Zaman zaman ofisimizden ihtiyaç duyan öğrenci ve okullara kitap yolluyoruz. Eşleştirme Kartlari’nı da (3 seri oldular) ekleyebiliriz. Rehabilitasyon ve özürlü çocuklarımıza bakım veren kuruluşlardan bu ürünlerle ilgili cok olumlu geri dönüşler ve teşekkür mail ve telefonları alıyoruz. Nisan ayı gibi Eşlestirme Kartları konseptinde yeni bir proje hazirliyoruz: Tuvalet Egitimi ve Özbakim Kartları…

 

Girişimci annelere neler tavsiye edersiniz?

Denenmemiş, üzerine yazılıp çizilmemiş konuları araştırıp bulsunlar. Ya da ülkemizde olmayan ama olsa çok faydalı olabilecek ürünleri araştırıp bulsunlar. Getirmenin ya da benzerlerini yapmanın yollarını araştırsınlar, alabiliyorlarsa distribütörlük
alsınlar.

 

Ben, sadece anne çalıştığı için değil canı sıkılıp arkadaşlarıyla görüşmek istediği zaman da babaların çocuğun bakımını üstlenerek eşlerine bu imkânı sağlayabileceklerini düşünüyorum sadece zorunluluktan değil keyfi olarak da eşler birbirine bu konuda destek olmalıdır değil mi?

Bu benim hep yaptığım, bizde normal bir şey olduğu için cevabım elbette evet! Benim eşim ben bu gece arkadaşlarımla yemek yiyeceğim ya da konsere gidiyoruz dediğinde bu bizde problem değil. Sadece şu var. Genelde bu tip bir planlamayı 1 hafta önceden
birbirimize haber vermeye çalışırız ki diğer taraf bir plan yaparsa pişti olmayalım.

 

Annelere neler söylemek istersiniz bir baba olarak? Neleri yanlış yapıyoruz neleri doğru yapıyoruz sizce?

Bir insan yavrusu dünyaya getirebilme yeteneğine sahip olduğunuz için zaten dünyadaki en önemli ve doğru işi yapıyorsunuz.  Ama en mükemmel anne ben olacağım diye kendinizi hırpalamayın. Böyle bir dünya yok ve büyük hayal kırıklığına uğrarsınız. Çocuğunuz hasta olduğunda “Ben çocuğuma bakamıyorum, ben kötü anneyim” diye üzülmeyin. Çocuğunuz mikrobu okuldan arkadaşından almıştır, hasta olması doğal bir süreçtir ve bağışıklık sistemi için gereklidir. Eşlerinizi çocuk bakımının içine çekecek yollar bulmaya çalışın, bu konuda çaba gösterin. En başta çocuğunuz doğmadan kitap okuyun ne ile karşılaşacağınızı öğrenin. Doğumdan sonraki ilk altı ay içinde alabileceğiniz herkesten yardım alın, isteyin bu konuda çekinmeyin. İlk altı ayda uyku, beslenme gibi iki temel konunun temelleri atılır ve ne kadar kolay bu süreci geçirirseniz ileride o kadar rahat edersiniz.

 

Çok teşekkürler!!!

Nihan

Yorum yapın

Diğer Yazıları: Nihan Kayalıoğlu

Ne Olacak Bu Çocuğun Hali

Uzun bir aradan sonra bloguma yazı yazmaya karar verdim. Aslında buralara uğramama...
Devamı

4 Comments

  • Bir blogger olarak yazılarınızı severek okuyorum ama röportajlarınız bana çok uzun geliyor, sonuna doğru ilgi dağılıyor, minik bir görüş..

    • teşekkürler… ben sohbeti kırpaya kıyamıyorum malesef ama arada çok önemli bilglerin kalbolduğunun da farkındayım ileride sadece sorulardan postlar yaparım olmazsa 🙂

    • valla bilgler Orhan dan ona teşekkür ediyorum 🙂 ben sadece yazdım olduğu gibi ama sıra sende :)))

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir