BırakMA Tanımımı Dönüştürdüm

“BırakMA” tanımımı dönüştürdüm. Bu sebepledir ki bugün keyifle, rahatlıkla bıraktım onu. Ne kendi geçmişimin gölgesinden ne de bırakamama korkumdan baktım bu gidişe...

Anne babamsız iç hat seyahatlerim Samsun’daki babaanne evine gitmekle başladı yazları. Yaşımı hatırlamayacak kadar küçüktüm ama gittiğimi çok net hatırlıyorum.

8 yaşıma girdiğim gün ise artık ismini yeni öğrendiğim bir ülkenin şehrinde, dilini hiç bilmediğim bir okulda öğrenim hayatıma devam edecektim.

Yeni arkadaşlar, yeni ev, yeni dil her şey yeni olacaktı. Adeta bir survivor gibi kısa sürede adapte oldum.

Öyle ki birkaç ay sonraki sömestr tatilinde, vatandaşı olmadığım ülkenin vatandaşlarıyla ve dünyanın başka şehirlerinden gelen çocuklarla anne ve babamdan uzakta kampa bile gittim.

Daha 9 yaşına girmemiştim fiziksel uzaklığın sevgiden eksiltmediğini biliyordum. Kendi başıma bütün fiziksel ihtiyaçlarımı giderebiliyor, duygusallar için de kendimce çözüm üretebilir haldeydim.

Grup halinde hareket etmek, kendinden sorumlu olmak, totonu toplayacak güvenliğini ve rahatını sağlayacak birilerinin olmaması durumuyla erken yüzleşmek, açken yemek yemek, susayınca su içmek, uykusu gelince uyumak, yorulunca dinlenmek, sıkılınca kendine başkalarını rahatsız etmeyecek eğlence bulmak, temiz kıyafetler giymek, valiz yapmak, taşımak hepsi yaparız, çözeriz, hallederiz kümesindeydi bu gitmeler sayesinde.

Yabancı bir ülkeden yabancı bir ülkeye annem babam olmadan ilk seyahatim ise 9 yaşında Londra’ya oldu. Ben böyle özgür willy gibi seyahat ederken çocukları doğdukları andan itibaren yamacımdan ayırmadım.

Doğumları bile 41 artı küsürlerde yaptım. İşten de ilki doğmadan istifa edip onlarla yatıp onlarla kalktım, yıllarca koynumda, boynumda taşıdım. İkisi de anne bağımlısı olmadığı gibi bir kez olsun annem olmadan gitmem, annemi bırakmam demedi.

Bu durum “annelerini özlemiyorlar” olarak kayıtlara geçti. Bense onların özlemini duydukları bir şey olmadığı gerçeğini öğrendim.

Bunun, annelerini bıraktıkları yerde bulacaklarından emin olmalarının iç rahatlığı hatta annelerinin onları asla bırakmayacaklarını bilmelerinin sonsuz güveni olduğunu tecrübe ettim.

“BırakMA” tanımımı dönüştürdüm. Bu sebepledir ki bugün keyifle, rahatlıkla bıraktım onu. Ne kendi geçmişimin gölgesinden ne de bırakamama korkumdan baktım bu gidişe…

 

 

Anne babamsız iç hat seyahatlerim Samsun’daki babaanne evine gitmekle başladı yazları. Yaşımı hatırlamayacak kadar küçüktüm ama gittiğimi çok net hatırlıyorum. 8 yaşıma girdiğim gün ise artık ismini yeni öğrendiğim bir ülkenin şehrinde, dilini hiç bilmediğim bir okulda öğrenim hayatıma devam edecektim. Yeni arkadaşlar, yeni ev, yeni dil her şey yeni olacaktı. Adeta bir survivor gibi kısa sürede adapte oldum. Öyle ki birkaç ay sonraki sömestr tatilinde, vatandaşı olmadığım ülkenin vatandaşlarıyla ve dünyanın başka şehirlerinden gelen çocuklarla anne ve babamdan uzakta kampa bile gittim. Daha 9 yaşına girmemiştim fiziksel uzaklığın sevgiden eksiltmediğini biliyordum. Kendi başıma bütün fiziksel ihtiyaçlarımı giderebiliyor, duygusallar için de kendimce çözüm üretebilir haldeydim. Grup halinde hareket etmek, kendinden sorumlu olmak, totonu toplayacak güvenliğini ve rahatını sağlayacak birilerinin olmaması durumuyla erken yüzleşmek, açken yemek yemek, susayınca su içmek, uykusu gelince uyumak, yorulunca dinlenmek, sıkılınca kendine başkalarını rahatsız etmeyecek eğlence bulmak, temiz kıyafetler giymek, valiz yapmak, taşımak hepsi yaparız, çözeriz, hallederiz kümesindeydi bu gitmeler sayesinde. Yabancı bir ülkeden yabancı bir ülkeye annem babam olmadan ilk seyahatim ise 9 yaşında Londra’ya oldu. Ben böyle özgür willy gibi seyahat ederken çocukları doğdukları andan itibaren yamacımdan ayırmadım. Doğumları bile 41artı küsürlerde yaptım. İşten de ilki doğmadan istifa edip onlarla yatıp onlarla kalktım, yıllarca koynumda, boynumda taşıdım.İkisi de anne bağımlısı olmadığı gibi bir kez olsun annem olmadan gitmem, annemi bırakmam demedi. Bu durum “annelerini özlemiyorlar” olarak kayıtlara geçti. Bense onların özlemini duydukları bir şey olmadığı gerçeğini öğrendim. Bunun, annelerini bıraktıkları yerde bulacaklarından emin olmalarının iç rahatlığı hatta annelerinin onları asla bırakmayacaklarını bilmelerinin sonsuz güveni olduğunu tecrübe ettim. “BırakMA”tanımımı dönüştürdüm. Bu sebepledir ki bugün keyifle, rahatlıkla bıraktım onu.Ne kendi geçmişimin gölgesinden ne de bırakamama korkumdan baktım bu gidişe…

A post shared by Nihan Kayalıoğlu (@nihankayalioglu) on

 

Tags from the story
, , ,
Diğer Yazıları: Nihan Kayalıoğlu

Üç aylık bebeğe mama verilir mi?‏

Sneijder’in eşi Yolanthe’ye yüklenmişsiniz hayırdır gençler? Taş hatun, eşinin de yer aldığı...
Devamı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir