Çocuk ve spor 

Spor Yetişkinlere Mahsus Bir Şeydir Sanıyorsanız, Yanıldınız! 
Peki, bu çocuklar nasıl spor yapmalılar? Cevabını veriyorum, buyurun sohbete.  (Bu cevabı bir de çocuk spor uzmanı Tuncay Tahtacı anlatacak bir sonraki yazıda) 

Bir çoğumuz sporu yetişkinlere özel sanıyoruz ya hani, aslında pek öyle değil. Bazılarımız da çocukları sabah yüzmeye gönderiyoruz, hafta sonları tenise götürüyoruz ya da akşam okuldan alıp basketbola gönderiyoruz. 
Gerçekten de böyle olması şart mı peki? 
 Burada genelde beyaz yakalı bir çoğunluğuz ve hepimiz “Ay şekerim bugün spora gideceğim” sözüne az çok aşinayız. Ben bu lafı bir yerlerde okuduğumda aklımda hemen 25-40 yaşlarında birisi aklıma geliyor. Hatta ve hatta spora, akşam iş çıkışı gideceği konusunda da eminim.  
Ama hayıır, aslında öyle değil. Gelin biraz gerçekçi olalım şimdi. 
Gerçek dünyada olması gereken çocukları 4-5 yaşlarında sporla tanıştırmak. Çocuk yürümeyi öğrenmeli, koşmayı öğrenmeli ve bu sayede bedenini keşfetmeli. Eğer böyle olmazsa o çocuk 20’li yaşlarına gelecek, henüz ciddi anlamda sporla tanışmamış olacak. Bu ne demek? Vücudunu şekillendirememesi demek. Formda kalamaması demek. Esnek ve güçlü olması zor demek. 
Fakaaaaaat….
Küçük yaşlarda yapılan spor ve esneme hareketleri, açıkça söyleyeyim,koca bir hayatın kurtarıcısıdır. 
Bir kişi düşünün ki sadece çocukluk ve ergenlik döneminde dolu dolu spor yapmış olsun. Ergenlik bitince sporu da bırakmış olsun bu kişi. Ah ah, o ne şanslı bir çocuk ki büyüme çağında yaptığı ama sonradan bıraktığı o sporun bile ekmeğini yiyecek. Üstelik yaşlanana dek! Çünkü o, hiçbir şey yapmasa bile diğer yaşıtlarından daha esnek ve daha güçlü olacak. Gönül isterdi ki büyüyünce de devam etseydi spor yapmaya. 
Çocuk bedenini=Oyun hamuru. 

Hiç öyle bakmayın, gerçekten öyle. Ne şekil verirseniz öyle kalır çünkü. İşte tam da bu yüzden esneklik ve kas/kemik gelişimi için çok küçük yaşlarda spora başlatılmalı bu çocuk.
Özellikle, esneklik üzerinde şöyle “hooooooop” deyip durmak istiyorum müsaadenizle. 
Biliyorsunuz çocukların kemikleri, eklemleri ve minnak kasları yumuş yumuştur. Henüz bizler gibi ‘kartlaşmamıştır’ yani. İşte bu yüzden çocuklar, hele hele de bebekler lastik gibidir diyeyim, siz anlayın. 
Hani Türk filmlerinde filan hep görürüz ya 4-5 yaşında baleye gönderirler çocukları ki ben de o çocuklardan biriyim. (İyi ki öyle yapmış ailem, canlarım benim.) 
Yani demek istediğim dostlarım ESNEKLİK ESNEKLİK ESNEKLİK. Esneklik çok önemli.
Zaten doğası gereği son derece esnek olan çocuğa, bir de üstüne esneklik çalışmaları yaptırırsanız, bu ‘lastik’ olma durumu çocuğun yetişkinlik döneminde de devam edecek.
 
Peki esneklik neden bu kadar önemli? 
Tamam beden sağlığı ve kas gelişimi için olan önemini anladık. Ama ben biliyorum ki bazıları için bu esneklik lafı bir kulaktan girip öteki kulaktan adeta bir kuş gibi kanat çırpa çırpa uçup gidiyor. 
O yüzden esnekliğin önemini “SAKATLANMAMAK İÇİN” şeklinde belirteceğim ki dikkatler tekrar buraya toplansın. O kuş da kanatlarını çırpamaya başlamasın kulakların içinde. 
Sakatlanmalara, burkmalara, incinmelere karşı müthiş bir koruyucudur esneklik. Mesela, bileği esnek olan biri bileğini burktuğunda sakatlanmazken, ne çocukluğunda ne de yetişkinliğinde spor yapmamış, bileği de hiç mi hiç esnek olmayan bir diğer kişi bileğini burktuğunda sakatlanmaya mahkumdur. 
Uzatmayalım, bundan böyle alalım minnoşları yanımıza, hep birlikte esneyelim. Evet, evde. Durduk yere. Çok da eğlenceli oluyor. 
Mesela kalkın, mekik çekmeye başlayın. Çocuğunuzu yanınıza alın, o da çeksin. Zaten siz ne yaparsanız o da özenip yapacak, bana güvenin. 
Çocuklarınızı o kursuna bu kursuna göndermeden önce kendiniz spor bilincinde olun, bedeninizle ilgili bilgi sahibi olun. Çocuğunuz zaten siz ne yaparsanız onu yapıyor, bu her konuda böyle… Zaten biliyorsunuz, tekrar etmeme gerek yok. 
Beraber bisiklet sürün, kumda top oynayın, ip atlayın, yüzme yarışı yapın, bazen de bunların hepsini harmanlayıp bir oyun yaratın.
Mesela dört kişilik bir aileyseniz, iki takım olun; deniz kenarında olduğunuzu farz ederek bir oyun uydurun. Kendimden örnek vereyim size. 
Can Ali ve babası denizde bir noktada bekliyorlar. Onlar beklerken, Can Ali biri yüzerek kıyıya çıkıyor, kumda ileri bir noktadaki deniz topuna kadar koşup, topu denizdeki babasına atıyor. Sonra da takım arkadaşı olan babası başlıyor. Bu oyunda çocuk güç de çalışmış oluyor, kondisyon da, dayanıklılık da… Ama çaktırmadan, oyun oynar gibi. Demek istediğim, çocuğunuza sevmediği bir şeyi “ame evladım spor yapman gerekiyor” diye yaptırmayın; basketbol kursuna gitmeyi sevmiyorsa, bırakın gitmesin be.

Ayrıca olay yalnızca kas ya da kemik de değil. Unutmayın, bu işin bir de psikolojik tarafı var. 
Yaaa… Yaaaa…
Açık açık söylemekte sakınca görmüyorum; Çocuklarınız, içinde bulunduğumuz toplumun çoğunun dahil olduğu gibi özgüvensizler tayfasına dahil olsun istemiyorsanız onları acilen sporla, mümkünse takım sporlarıyla veya birlikte yapılan bedensel aktivitelerle kaynaştırın. Hem özgüven, hem yaratıcılık, hem de vücut gelişimi için, imkanınız varsa, çocuklarınız bir tanışıp kaynaşsınlar.
Şimdi yanaklara birer kokulu öpücük, iki oyun, bir yaramazlık arası, yalandan egzersizin tam sırası. 

Oleeey be!

Diğer Yazıları: Nihan Kayalıoğlu

oyun odası

Can Ali ye yazı tahtası ararken ona oluşturacağım oyun odası için araştırma...
Devamı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir