siz… biz…

siz kaç yaşına kadar TV izletmediniz? kaç yaşında konuştu? ne zaman yürüdü? ne zaman katı gıdaya geçtiniz? ne zaman çişini söyledi? peki büyüğünü? sizin ki kaç aylık? kaç kg? boyu kaç cm? benim ki acaba geri mi kaldı? aaaa efendim benim ki 9 aylık hem yürüdü hem de çişini söyledi!!!! eyvah benim ki de yapar mı yok yok benim ki 8 aylık yapar! en çok ben emzirdim??!!! ben her türlü kitabı okudum, internetten araştırdım! iyi de bebeği dinledik mi?
kendimi bir at yarışının start kısmında gibi hissediyorum, neden mi? bebekler doğdukları andan itibaren hatta daha ana rahmine düştüğünden beri bir yarıştır başlıyor! insan doğası bu sanırım, ama ben o doğa dan kendimi koparmaya karar verdim. sadece okul için yapılan karışlarla çocuğu hırpalamıyoruz aynı zamanda yukarıda ki soruların cevaplarına bağlı olarak da hem kendimizi hem de meleğimizi yarış atı gibi hırpalıyoruz. hayır katı gıda yemeğen insan var mı? çişini söylemeyen? allah korusun herhangi bir hastalık durumu yoksa insanlar belli bir zaman sonra hem yürüyorlar hem de konuşuyorlar… er ya da geç bu iş oluyor! farkına varmadan kiminki daha erken yürüdü ay benim ki o zamanda yürür mü eyvah yürümedi eee daha çişini bile söylemiyor! benim ki maşallah çok iyi yiyor! senin ki daha hala kucakta sallanarak mı uyuyor??? işte yine kendi kulvarımdan uzaklaştım…
bir havuz düşünün aynı suyun içindeyiz hepimiz aynı sıcaklıkta aynı berraklıkta ama herkesin farklı kulvarları var… herkes kendi koridorunda yüzüyor, neden ben diğer kulvarlara bakıp kendi kulvarımda yüzmeye çalışıyorum? hepmiz yapıyoruz bu hatayı… ne oluyor zaman zaman iyi hissediyoruz zaman zaman kötü! oysa her canlı kendi deneyimini yalamaya geliyor dünyaya kim buna engel olabiliyor? ya da yarış atı gibi vur beline kamçıyı erken konuşssun diye ordan oraya taşı her uyutmayı derse çevir neymiş bırakacakmışsın kendisi uyuyacakmış eee belki istemiyor??? belki annesi onunla ilgilensin istiyor! siz hiç 40 yaşına gelmiş ve anası onu pışpışlamadan uyuyan birini gördünüz mü??? su yolunu buluyor… işin derinine inip annesi olmazsa sevgilisine kendini sevdirip ona sarılarak uyuyan insanlar var diyebilirsiniz o da o zamanın işi… ister sevgilisiyle ister yastığıyla ister müzğüyle ama uyuyacak! strese sokup, başka bebekler ne yapıyor diye bakıp bir karşılaştırmaya girmenin manası yok! ben bu oyundan çıkıyorum… ben oğlumun bana ve kendisine yaşatacağı deneyimlere kendimi sevgiyle açıyorum… onu olduğu gibi olduğu haliyle kabul ediyor ve seviyorum…

 oğlum ne isterse onu yaşayacak, ben ne istersem onu yaşayacağım… onu kalıplara sokmaya çalışma oyunundan çıkıyorum…

Diğer Yazıları: Nihan Kayalıoğlu

Ayşe Tolga MinikAynam’da

Ayşe şimdiye kadar tanıdığım en samimi, en kendi gibi, en içinden geldiği gibi...
Devamı

1 Comment

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir