Yavaş Yemek Hareketi Ne Demek?

“Yavaş Yemek” yani “Slow Food” evet aklınıza ilk gelen anlamıyla “hızlı hızlı, çabucak yemek yemek değil, yavaş bir şekilde yemek anlamına gelmiyor. Bunun da faydaları yadsınamaz ancak “Yavaş Yemek Hareketi” bu demek değil.

Slow Food yani Yavaş Gıda Hareketinin başlangıcı, 1986 yılında ortaya çıktı. Roma’da açılan McDonald’s şubesini protesto etmek amacıyla eylem çağrısında bulunan Carlo Petrini bu hareketin ilk kıvılcımını atıyor.

Petrini’ye göre:

-Yediklerimiz doğaya, insan sağlığına ve hayvan refahına zarar vermeden üretilmelidir,

-Üreticiler emeklerinin karşılığını adil olarak almalıdır.

-Yediklerimizin tadı iyi olmalıdır.

-Yiyeceklerin kimler tarafından, nasıl üretildiği bilinmeli ve bu konuda farkındalık oluşturulmalıdır.

9 Kasım 1989 yılında, Paris’te, kurucu üye Falco Portinari’nin kaleme aldığı bir bildiri, 15 ülke delegesi tarafından imzalanıyor. Böylece uluslararası bir harekete dönüşen Slow Food’un destekçileri, hızlı yeme kültürünün, hızlı hayatın bir dayatması olduğunu savunuyor. Hızlı hayatın ve hızlı tüketim kültürünün karşısında duran kişiler; kültürel mirasın, yerel olanın ve biyoçeşitliliğin korunmasını amaçlıyorlar.

Doğal olan her şeyin daha sağlıklı olduğunu biliyoruz. Hem çocuklarımızın sağlığı ve geleceği hem de kendimiz için beslenmemize dikkat ediyoruz. Ne yediğimizi bilmemiz çok önemli çünkü insan olarak biz ne yersek oyuz.

Yavaş yemek hareketinin sembolü salyangoz. İnsanın yaşam yolculuğunun salyangoz ile sembolize edilme sebebiyse, geçtiği her yerde iz bırakarak ve sürekli yiyerek ağır ağır ilerleyen bir salyangozun, tüm yavaşlığına rağmen tahmin edilenin çok üzerinde bir mesafe kat etmesi.

Slow Food’un destekçileri; doğanın doğal ritminden kopuk, hızlı yaşam biçimlerinden ve doğallığın yitirilmesinden ancak, yemek yemek dahil tüm aktiviteleri olması gerektiği hızda yaparak korunabileceğimizi savunuyor. Böylece Slow Food ile yavaş yemek yemek, giderek hızlanan modern yaşama bir başkaldırıya, direnme yöntemine dönüşüyor.

‘Temiz, uygun ve sağlıklı gıda’ ilkesine bağlı olan Slow Food; yerel gıdalara, yerel üreticiye, yeme-içme geleneklerine, yerel üretim yöntemlerine ve unutulmaya başlanmış yerel yiyeceklere önem veriyor.

Slow Food’un hedefleri arasında yerel yemek kültürlerinin keşfedilmesi ve geliştirilmesi, yerel mutfak mirasının korunmasının yanı sıra çevreyi korumak ve sürdürülebilirliği sağlamak da yer alıyor.

Slow Food Hareketinin amaçları:

-Doğayı, yerel biyoçeşitliliği ve kültürel mirası korumak ve bu amaçla tohum bankası oluşturmak,

-Yaşamın doğal ritmine uyum sağlamak,

-Yerel ve geleneksel besin maddelerini korumak ve teşvik etmek,

-Organik çiftçiliği teşvik etmek ve ürünleri genetik mühendisliği müdahalelerinden korumak,

-Hayvan soylarını; tahıl, meyve ve sebze tohumlarını yok olmaya karşı korumak,

-Yerel üreticiye destek olmak,

-Yediklerimizi tanımak ve nasıl üretildiğini bilmek,

-Çiftçi, işçi ve köylünün ürettiklerine ulaşmak,

-Yerel ürünlerin kaybolmaması için bilimsel çalışmalar yapmak,

-Tat (lezzet) eğitimlerini teşvik etmek,

-Üreticiye ve üretim yöntemlerine ilişkin farkındalık kazandırmak,

-Unutulmuş ya da unutulmaya başlanmış mutfak kültürlerini ve tarım yöntemlerini korumak ve yaşatmak,

-Sofralarımızı birer şenlik alanına dönüştürmek.

 

10layn

slowfoodgenclik

Diğer Yazıları: Nihan Kayalıoğlu

teknolojik Anne

acaba teknolojik anne olabilecek miyim???evet kendimce teknolojik takılıyorum… whatsupp dan yazıp, twitter...
Devamı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir