Baby And You Dergisi Aralık 2016 Nihan Kayalıoğlu Röportaj

*Ben seni çok iyi tanıyorum. Sen tanımayanlara kısaca anlatır mısın?

Bence hepimiz bu yanılgıya düşüyoruz, yani karşımızdaki kişiyi iyi tanıdığımızı varsayıyoruz ya da sanıyoruz. Ona anlam yüklüyoruz olumlu veya olumsuz. O kişiyi hiç tanımayan sadece gözlemle veya uzaktan tanıyan kişiler bile bunu söyleyebiliyor, önyargı diyorlar buna. Olumlusu da beklenti yaratıyor iyi sıfatlar kullandığın zaman da o kişiden gelmesi olası tepkileri, onun isteklerini sen belirliyorsun ve bunlar olmadığında ya görmüyor ve görmek istemiyorsun ya da çok fazla tepki veriyorsun. Oysa hepimiz her an değişen özünde iyi fakat farklı farklı algıları, endişeleri olan aynı ama farklı insanlarız. Ben anlatayım kendimi: herkesi olduğu gibi kabul eden, tek doğru kendi doğrusu sanmayan, bardağın dolu tarafını da gören yakın zamana kadar kendine acımasız olan ama artık bunu bırakmış Mutlu bir insanım. 

* Çocukların her şeyiyle sen mi ilgileniyorsun yoksa eşin de senin kadar aktif mi?

Herkesin farklı görevleri var, görevler kişinin beceri ve isteklerine göre doğal olarak belirleniyor. Bir de karşı tarafın yapmak istemedikleri var, taraflardan biri diğerinin istemediklerini üstleniyor gönüllü olarak ya da karşı tarafa aslında bunu yapmasının ne kadar güzel olacağını ve onu Mutlu edeceğini bir şekilde anlatıyor, mümkünse iyi şekilde. işte o evliliği Mutlu yapan şey aynı zamanda. Sen onu yaptın, ben bunu yaptım, dırdırdır vırvırvırrrrr, hede hödö, asarım keserim kalmıyor. Herkes severek ve Mutlu bir şekilde yapmak istediklerini yapıyor. Ne zaman ki o şeyler başlıyor o Zaman işte ayvayı yiyorsun. Süreç sancılı olsa da bazı çiftler görev dağılımını yeniden yapıyor bazılarıysa tamamen dağılıyor. 

Bence şöyle; bir holding var sen CEO öbürü şirket sahibi bünyenize katılacak ya da kendi yaratacağınız yeni marka veya firmanın yapılması gerekenleriyle ilgili şirket sahibi kadar CEO da diğeri kadar diğeri de çakışacak. Herkes görevini bilecek arada backuplayacak, delege edecek Mutlu Mesut yaşayacaklar. Bu tabii “Ceteris Paribus” yani diğer tüm durumlar sabitken ortaya çıkacak sonuç (lohusa, iflas, iş kaybı, yakınların kaybı, stres, panik, endişe, sağlık problemleri yoksa her iki tarafta da gibi ve benzeri) hayaller hayatlar burada başlıyor. Tanıma uygun birine aşık olup evlenmişseniz tebrikler! Tanıma uygun biriyle ama aşık olmadan evlendiyseniz de fena sayılmazsınız. Herkes yaptığı şeyi taşıyabildiği kadar ve sürece doğal olarak severek yapacak. Bizim evde şöyle: ben tükenene kadar elimden geleni hatta zorlayıp karşı tarafın o sırada yapamadığı pek çok şeyi yaptım hem de severek ve isteyerek. Asla pes etmiyordum ki tükendiğimi fark ettim ve gazdan ayağımı çektim. Olana izin verdim, kendime izin verdim bir de bu şekilde yaşadım. Annemi ve istisnasız her anneyi ama hepsini anladım, sonra çocukları ve babaları sonra hayvanları anladım. Başıma gelen her şey benim seçimlerimin, tercihlerimin sonuçları. Bir kısmının keyfini çıkarmaya başladım bir kısmını değiştirmek için neler yapabilirim dedim ve adım attım. İnsan istediği zaman yapıyor… Soruna cevap olarak yeterli oldu mu bilmiyorum ama herkes istediğini yapıyor. 

* En sevdiğin iş bile olsa, teklif gelse tam zamanlı iş hayatına döner misin?

Ben şuanda tam zamanlı iş hayatındayım, her an üretiyorum, ürettiklerimin oluşması, gelişmesi ve büyümesi için çalışıyorum ve seyrediyorum. Fakat tam zamanlı işten kasıt benim eski iş hayatımsa yani makine olmaksa bir plazada vücudun hava almadan oturmak ve söyleneni yapmaksa ben kendimi tanıdım ben söylenenle söylediğimin harmanlandığı ortamlarda Mutlu oluyorum. Buna kazan kazan durumu da diyebiliriz, bu bakış açısı yoksa da kendimi düşünmeyi öğreniyorum bence annelik bana bunu öğretiyor. Oksijen maskesini ilk kendime takmak gibi…

* İnternetanneleri ilklerdendi. Bunu kurarken ne düşünmüştün?

Aslında çok kolektif gelişti. Biz internette, sosyalmedyada tanışan kaynaşan ve buluşan, sayıca 2009-2010 doğumlu çocuğu olan annelerin çok olduğu kadınlardık. Birlikte dizi izler, Twitter’dan konuşur, Google groupslarda yazışırdık. Sonra bir araya geldik aynı Zaman’da benzer şeyler yaşayan insanlar daha sık görüşmeye daha sık tweetlemeye başladı. Twitter 140 karakter ve sınırlı sayıda tweete izin verince ve başka anneler de katılabilsin diye internetanneleri Google groups unu açtım. (ilham emzirenannelerden geldi bknz:blogcuanne daha sonra Yeşim Mutlu bize gelmişti domaini almam konusunda bende ampul uyandırdı aksiyon aldım sonra o kaldı öyle   Ve daha önce ortak bir web Sitesi girişiminde bulunduğum bir arkadaşımın biz niye bu isim altında buluşmalar düzenlemiyoruz demesiyle internetanneleri buluşmaları yapılmaya başlandı) ben her zaman internet alanında aktiftim daha önce ekşi sözlük yazarlığım vardı 80630, yonja bunlar hep takdir ettiğim işlerdi anneler için neden olmasındı? Ben Web sitesi yapacaktım, istiyordum, kendi kendine içerik üreten ve annelerin birbiriyle arkadaş olabileceği bir yapı olacaktı buluşmalar da bonus oldu şahane oldu. 

* Gelen kötü yorumlara üzülmüyor musun? Ben epey takıyorum mesela…

Hayır, herkes kendi algısı kadar. Küfür ve hakaret içermeyen yorumlara saygım var, ben kendimi anlatırım ama karşı tarafın algısı kadar olduğum için kendimi yıpratmam. 

* Çocuklarına en çok söylediğin 3 cümle…

Seni çok seviyorum 

Sizin gibi çocukların annesi olduğum için dünyanın en şanslı insanıyım.

Siz de umarım benim için böyle hissediyorsunuzdur. 

* İki çocuk annesi olmayı anlatır mısın biraz?

Delilik, ben de bildiğin deliyim! Bir insan bile bile ekstradan iki kere delirmek ister mi? Annelik böyle bir şey! Ben hep iki hatta daha fazla çocuk annesi olmak istedim. İkiden sonra bu isteğim bir süre daha devam etti sonra iki elim, iki kolum, bir ağzım ve toplamda bir tane ben olduğum için bundan fazlası olmaz dedim. Anne olmanın o ilk 1 senesi aşk hatta ilk 1000 günü sonra hafif hafif gerçekler beliriyor. Bu çocuk hep minicik süt kokan kafasıyla kalmıyor! 

* Aralarında kıskançlık oluyor mu?

Olmaz olur mu? İnsani bir duygu hepimiz yaşadık belki de gala yaşıyoruz önemli olan bu duyguyu tanıyor olmam ve yaşayanın duygusuna izin vermem. Bu demek değil ki ben kıskançlık yüzünden ortaya çıkacak sonucu kabul ediyorum! Ben sadece duyguyu anlıyorum ve anne olarak duygunun olmasına ok diyor sonucunda yapılacak davranışların bir başkasının hayatına tecavüz olduğunu düşündüğüm için herkes durmadı gereken yeri bilecek diyorum. Vurmak yok! Bilerek ve isteyerek organize işler yaparak aynı annenin iki evladı birbirine zarar veremez! İstemeden olurda fark edince özür dilenir ve tekrar edilmez! Senin özgürlüğün bir başkasının özgürlüğüne tecavüz edemez… 

* Bu kadar yoğun hayata nasıl yetişiyorsun? Az mı uyuyorsun?

Ben seviyorum, sevince yoğun ya da yorucu gelmiyor. Ben zaten buyum ve kendimi yaşıyorum. Az uyumuyorum bence. 

* Doğumdan ne kadar sonra spor yapmaya başladın? Düzenli devam ediyor musun?

Hayatım boyunca hep spor yaptım. Çok küçük yaşlarda bale ve jimnastik, kayak ve hatta devlet opera ve balesinde bale eğitimi de aldım ilkokul 3e kadar. Sonra voleybolcu olmak istedim, yazın bir voleybol kursuna kayıt olmak istediğimi söyledim aileme zaten onlar da bana sağılsınlar hep isteklerimi yapabilmem için destek oldular her zaman ve başladım. O zamandan 2004 yılına kadar profesyonel, son yıllarında ise amatör ligde oynadım. Squash, bisiklet, tenis, paten, kas geliştirici bir takım sporlar dahil hepsini yaptım. Ben okuldaki çıkıp spora giden, arkadaşlarım haftasonu gündüz partilerine giderken voleybol antremanına giden bir tiptim ve bunların hepsi kendi seçimimdi. Şimdilerde aileler çocukları koşturuyor ama ben hep ailemi koşturttum 🙂 teşekkür edeyim onlara. 🙂

* En kötü üç alışkanlığını sorsam. (Kötü kime göre tabii bilinmez de anladın sen beni.) 

Bırakamamak. 

* Sence annelik kutsal mı?

Hayır! Doğuran herkes anne… Nasıl bir anne olduğun ise senin kendi tercihin! Sen huzurlu ve mutluysan dünyanın en güzel annesisin. 

* Şimdiki bilgilerinle anne olsan, neleri yapmazdın?

Hiç bir değişiklik olmazdı yine kendi içselleştirdiğim şeyleri yapabildiğim kadar yapardım. Belki biraz daha enerjimi idareli kullanırdım. Annelik kısa mesafeli bir koşu değil, maraton bile değil bir hayat üstelik istediğin zaman bırakamayacağın vazgeçemeyeceğin bir yaşam. Dolayısıyla kendini unutmadan, besleyerek ve severek büyütecek ve büyüyecek olduğunu kabul edeceksin. Her şeye rağmen yine kimsenin aklını satınalmaz kendi istediğimi kendi istediğim gibi yapardım. 

* Ve “hadi bakalım bana blogger olmayı anlat” desem, cevabın ne olur?”

Önce Blogger olmak ne demek sen onu anlatmalısın. 

* Ailen karışıyor mu senin çok yetiştirme tarzına? 

Fikrini beyan eder, yanlışımı söyler yaptığım şey çocuklarıma sonra da kendime zarar vermiyorsam durur. Çocuklarının ben olduğumu onların da torun olduklarını bilirler zaten bence daha fazlasını da istemezler ben ve kardeşim onlara yetmişizdir. Özellikle de ben 🙂

* Evdeki yasaklar nedir? Döküp dağıtmak olmadığını biliyorum da. 🙂

Yasak yok kural var: 

Tv günde 3 günde 1 film Can Ali için ve İngilizce

Kitaplar herkesin ilgi alanına göre merak edilenler hakkında. 

Anneden izin alınır.

Hislerimiz ifade edilir.

Özür dilenir.

Herkes kendi yemeğini kendi yer, kendi işini kendi halleder. 

Yardım istenir. 

Aile bireyleri arasında yardım verilir-olanaklar dahilinde- çocuklar için de geçerlidir. 

Çocuklara net ve direk mesaj verilir. 

Yatınca uyunur. 

Acıkınca yenir. 

Çiş gelince yapılır.

Sakin olunur. 

Mutlu olmak seçimdir ve olunur. 

Not: Bana derginde yer verdiğin, böyle güzel sorular sorup kendimi ifade edebilmeme olanak sağladığın ve yayınladığım için teşekkür ederim.
Diğer Yazıları: Nihan Kayalıoğlu

Müfredat Teferruat.

Hayatta tek ihtiyacınız olan hayal gücünüzü kalıplara sokmaya çalışacağımız, yüzyıllardır ‘zannettiklerimizi’ en...
Devamı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir