Evcil hayvanların gizli yaşamı


Evcil Hayvanların Gizli Yaşamı” dublaj ile film ne hale geldi bilmiyorum ama orijinal hali çok tatlıydı. İlk çocuk aşkı ve ardından gelen kardeş ile değişen dengeler, koşullar sevimli bir şekilde anlatılmış. Aynı evde yaşayan iki köpeğin evin dışındaki tüm kötülüklere karşı birlikte baş edebileceklerini bunu yaparken de birbirlerinin düşmanı değil dostu olduklarını anlamaları ve ne olursa olsun birbirlerini kollamaları kardeşler arası çekişmeleri andırıyordu. Kardeş vurgusuna ek aynı apartmanda oturan diğer hayvanların da yeri geldiğinde kardeşce hareket edebildiği vurgulanmıştı. 

Filmin güzel bir alt mesajı daha vardı. Dişi bir süs köpeğinin erkek baş rolü kurtarması erkekler güçlü, kızlarsa güçsüz, kokoş imajının tersine herkesin kendi gücünü fark etmesine teşvik ediyordu. Beyaz atlı prens hikayelerinin aksine güç erkek ya da kadın olmakta değil sende algısı aşılanıyor. (Kızlar da güçlü bak anne onu kurtardı dedi mesela Lila). Ayrıca kötülerin başının filmde bir tavşan olması, gücün cüsse ile ilişkilendirilmesi geleneğini de kırmıştı. Güçlü; kaslı, uzun boylu olandır. Ormanların kıralı aslandır gibi klişeleri hayvanlar üzerinden verilen yeni mesajlarla yıkmaya çalışmış bana göre. 
“Yaradılış itibariyle vahşi olmak iyi ve doğruyu seçemeyeceğin anlamına gelmez iyi arkadaşlar için içindeki vahşiyi kontrol etmen gerekir, seçim yapman gerekir”. Evcil diye evine aldığın hayvanın da duyguları var sadece evine almak yetmez ilgi gerek ve aşkın bitince de sokağa bırakamazsın gibi güzel mesajlar da vardı.  2010 doğumlu Can Ali çok eğlendi. 2013 doğumlu Lila bazı sahnelerde bana sarıldı ama BFG ile karşılaştırırsam korku sahnesi yok denecek kadar azdı. Şiddet, bana göre hayvanların insanlar tarafından sevmek ve sevilmek için eve alınıp bütün gün evde tıkılı kalıp arada sadece köpek gezdiricileri tarafından dışarı çıkarılmasıdır. Hayvan severler ya da hayvan haklarını koruyanlar sirk ve havuzlarda eğitilip gösteri yaptırılan hayvanları izlemeye gidenlere dahi kızıyorlar ama evrilmiş “evcil” hayvanların yaşamları hakkında ve sahipleri ile ilgili sosyal medya klavye şövalyeciliği yaparken görmüyoruz. Bir de hayvanlar ile ilgili destek paylaşımları yapanların annelerin emzirme özgürlüğüne laf ediyor olmaları aslında hayvanlar için ne kadar sevgi dolu olduklarının da bir göstergesi bana göre. Konuya geri dönelim, alice harikalar diyarı, zootropolis dahil izlediğim animasyonlar arasında şiddetin kendini en az gösterdiği film. Bazı arkadaşlarımın yorumu tam tersi olmuş ama dublajlı izlediklerini düşünüyorum. Benim gibi düşünen pedagog arkadaşımın görüşlerine de buradan bakabilirsiniz. 

Aşka ve cicim aylarına gönderme yapan, birlikte yaşam ile ilgili “senin özgürlüğünün başladığı yerde bir başkasınınki biter” sözünü hatırlatan, hayvanların duygularını açığa çıkaran tatlı, izlemesi keyifli bir film. 
Ortak yaşam alanlarında ortak kurallara hayvan veya insan olun fark etmez uyun… 
Sevgiler 

Diğer Yazıları: Nihan Kayalıoğlu

Ben Nasıl bir Ebeveynim?

Acaba Ben Nasıl Bir Ebeveynim?   Aynaya bakıyor musunuz? Ayna derken, öyle...
Devamı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir