oyun grubu

Bugün oyun grubuna başladık. aslında düşünüyorum gerek var mı diye ama yazın havuz, deniz, park, bahçe, konu komşu aktivite derken çok keyifli ve enerji harcamalı geçti, peki kışın ne yapacağız? cidden kışın ne yapacağız?
oyun grubu…
etrafta araştırdım… gymboree, mygym, etrfata ki anaokulları derken Pinokyo ya karar kıldım ve bugün denedim… aslında öyle ahım şahım bişey yok… işte bir oda dolusu oyuncak, bütün bebeler kafasına göre takılıyor bazıları anneleriyle bazıları ablalarıyla bazıları da anneanneleriyle oyun oynamaya gelmişler… hiç alakaları yok birbirlerinden… onların merkezleri kendileri… ancak bir oyuncağı elinden alınınca başkasını fark ediyor… aslında biz de öyle olmalıyız kendi kulvarlarımıza bakmalıyız… o ne yapıyor bu ne yapıyor o ne almış bu ne almış demek yerine kendimize bakmalıyız ama ne kadar yapabiliyoruz ki? benim hayatımın merkezi ben olmalıyım tabi benden başkası ölsün demiyorum ama merkez ben olmalıyım ki ben yolumda ilerleyebileyimi, pişmalık diye bişey kalmasın, ahlar tühler olmasın…

Pinokyo da ki bu anneli oyun grubu benim hoşuma gitti, zorlama yok, birşeyleri dikte ettirmiyorlar, tek bir amaç var özgürce oyun oynamalarını sağlamak. Ellerini kendileri yıkıyor, oyuncakları kendileri seçiyor ve topluyorlar, isteyen yapıyor istemeyen yapmıyor… mesela gymboree de ki gibi her ders aynı geçmiyor sürekli birşeyler yaptırmıyorlar… bizim ev de aslında böyle oyuncaklar var, isterse ulaşabildiği, tek fark isterse sosyalleşemiyor, bir başka çocuk birşey yapıyor diye o da yapmaya başlamıyor. Selin kek yiyor diye gaza gelip kek yiyor mesela ama diğer taraftan da biriyle oyuncak paylaşmak istemiyor… artılar ve eksiler… düşündüm biraz değişiklik biraz sosyallik iyi gelecek üstelik parasal olarak da gayet uygun haftada 2 kere 2 saat… sanırım en azından 1 ay göreceğim Can Ali mutluysa devam edeceğiz…

ben burada oyun oynuyorum, bir sürü oyuncak var, istediğimle istediğim sürece oynarım… derken önce yarım saat herkes kendisi takıldı oyun oynadı, sonra halka yapıldı şarkı söylendi, sonra kek ve süt keyfi yapıldı, sonra parka çıkıldı… işte o sırada şunu anladım ki: aslında Can Ali parka gitmek istemiyor oyuncaklar çok hoşuna gitmiş vaziyette acayip keyifli ve neden parka gidildiğini anlayamıyor… hoş kimse zorlamadı ama ben bir anda aaa parka gidiliyor dedim ve istemeden de olsa ona istediğinin dışında birşey yaptırdım bahçeye çıkıyoruz hadi hadi diyerek elinden tuatarak o da mızlanarak çıktık bahçeye… onun hoşuna gitti, çıktıktan sonra ama… çıktık önce biraz kaydırakla oynadıktan sonra Kaan ın arabası pek hoşuna gitti! arabanın yanına gitti, kapıyı açtı ve çocuğu güzelce indirdi… kendi bindi ve bir daha hiç inmedi… kaç kişi geldi, kaç çocuk onun o arabaya olan sevgisine imrenerek birazcık oynamak için geldi ama asla izin vermedi… ben müdahale etmiyorum… evet etmiyorum bazılarına göre ne sinir kadınım ama müdahale etmiyorum, tıpkı düşünce kaldırmadığım gibi, biriyle oyuncak sorunu yaşanıyorsa “güvenlik” ile ilgili bir durum yoksa ben müdahale etmiyorum… elinden oyuncak da alınabilir, ala da bilir… Valla arabayı o kadar çok sevdi ki fred çakmaktaş gibi ayaklarıyla süre süre tüm park zamanını geçirdi… saat 17.00 oldu ve artık dönüşe geçmeliyiz daha köprü geçeceğiz ve trafik başlamadan çıkmak istiyorum aslında bencil olmakla beraber ikimizi düşünüyorum, arabada sıkılmasın, eve daha çabuk gidelim uyku saati şaşmasın gibi düşüncelerim yüzünden Can Ali artık oyun bitti eve gidiyoruz dedim ve kafa salladı iki yana hayır dercesine… peki birazdan gidicez ama dedim… biraz bekledim -adam gerçekten çok keyif alıyor ama gerçekten- kıyamıyorum da ama gitmemiz lazım, Can Ali hadi bir kez daha kornaya bas sonra gidelim, annecim Jessie seni bekliyormus beraber bahçede oynayın dedim yok adam arabadan inmiyor! araba onun! araba tapulu malı kimseye bırakmak istemiyor anlıyorum ama gitmemiz lazım! o yüzden kaptım kucağıma ve -YANLIŞ YAPTIĞIMI BİLE BİLE- onu istemediği halde götürdüm… muhtemelen ona zarar verdim 🙁 bugün bundan dolayı çok üzgünüm… bu hayatta en son istediğim şey onun dengesini bozmak… oyun oynasın mutlu olsun, arkadaşı olsun mutlu olsun derken mutsuz etmeyeyim dengesini bozmayım daha dikkatli olayım ben en iyisi… sevgiyle büyüsün meleğim …

Diğer Yazıları: Nihan Kayalıoğlu

#bizböylegüzeliz

Çok tatlı arkadaşlarım var bana sevdikleri linkleri, paylaşımları gönderirler alın size bir...
Devamı

2 Comments

  • Bu çok ince bir çizgi aslında ve çok zor bir konu kafayı takınca. Doktor evet de diyin hayır da diyin ama hayırlarınız evetlerinizden çok olmasın dedi. Mesela yapmasını istemediğiniz bir şeyi ortalık yerde tutup sonra o yapınca "hayır" demenin bir manası yok dedi. Diğer yandan şu örneği verdi çocuk su sebilini açmış her yer su olmuş muayenehanede çocuğun annesi " lütfen engellemeyin istediğini yapsın" demiş. Mutfak su gölüne döndü diyor doktor. Sonra annesine, babasına hiçbir şekilde saygı duymayan bir nesil yetişiyor diyor. Yani işte bir denge tutturmak çok önemli. Benim yıllarca uğraştan sonra gelen bir kuzenim var, anne baba olarak her zman her istediğini yaptılar, üstüne titrediler ve şimdi kız 14 yaşında kesinlikle zaptedemiyorlar işin bu boyutu da var Nihancım. O yüzden bence sadece onun istediğini yapması ve böyle bir kimlik kazandırma anlayışı çok doğru değil ama bu demek değil ki her şeyine karış engelle.

  • anlattığın olayda çevreye ve kendine zarar söz konusu 🙂 burada önce yine hayır demekten kaçınıp dikkatini başka bir şeye çekmek gerekiyormuş bence de doğrusu öyle sonra bir şekilde anlatmak gerekiyor… inan herşeyi anlıyorlar 🙂 bence sevgiyle anlatılan herşeyde bir çıkış yolu bulunur… burada amaç şımartmak değil sadece izin vermek birey olduğunu kabul ettiğini göstermek…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir