Anne Olmak ve şartlar

image

Geçenlerde birkaç arkadaş hamilelik, doğum, doğum sonrası hisler, eş, iş, dostluk ve çocuk bakımı gibi konularda ortaya karışık konuşuyoruz. Herkesin farklı bir yaklaşımı var, kesinlikle bir çocuğa neyin iyi geleceğini en iyi onun annesi biliyor (Tüten’in dediği gibi) fakat henüz hamileyken bile bizleri şartlayan birşeylerin olduğu kesin.

Bakın mesela, daha 10 haftalık hamile arkadaşım çocuğu sürekli kucakta taşımak yanlış değil mi diyor. Sonra ekliyor, bence kendi yatağında yatmalı sonra nasıl alışacak?

Tabi ki bunlar seçim ama henüz bebeğini kucağına almamış birinden duyunca bizi şartlayan nedir diye düşünmeye başladım. Sanki çocuğun uyuması, emmesi, kakası hepsi bir başarı veya başarısızlık konusu. Anne olmak ile ilgili o kadar baskı o kadar “olması gerekenler” var ki anne de hamile bile olmadan bunları düşünür oluyor.

Bana kalırsa anne olmak aslında birazcık iç dengenle, huzurunla yani içinin sesiyle hareket edebilmen demek. Anne olmak, yedi yemedi, uyudu uyumadının ötesinde bir sevgi akışı bana göre. Koşulsuz sevgi…

Hemen “şımarır” kelimesini duyar gibiyim.

Çocuklar düğmesi olan robotlar değiller, nasıl ki bizlerin tercihleri, istekleri ve seçenekleri varsa onların da var. Duyguları var, ruhları var. Her biri birbirinden farklı anneden bağımsız bireyler. Benim çocuğuma uyan seninkine uymazken seninkine uyan da benimkine uymayabilir ama tek bir gerçek var ki o da her çocuk sevilmek, dokunulmak, kucaklanmak ister. Bunlardan kastım fiziksel olarak sarılmak değil illa, bunu hissettirmek.

Bir başka arkadaşım şunu söylemişti: ben bir gün dünyanın en büyük suçunu da işlesem ailem beni önce sarar sarmalar sonra da yapılması gerekeni yapar. Düşünün ki gitmiş çalmış ve size gelmiş ne yaparsınız?

Koşulsuz sevgi şımartır mı yoksa her ne olursa olsun sevilen çocukta güven duygusu gelişir ve kendi iç harmonisiyle hareket edebilmesi için gerekli koşullar mı sağlanmış olur?

Ben zaman zaman şu etraf konusunda tereddüt yaşıyorum, çünkü ben çocuğuma ayakkabılarını giydirmiyorum, ağzına kaşık dayamıyorum, tuvaletine karışmıyorum ve bunlar bazıları tarafından ilgilenmiyor olarak algılanıyor. Kimsenin algı ayarlarıyla veya sevgiyi alma/gösterme biçimiyle oynayamam ama anne olmak demek çocuğuna zorla uyması gereken koşulları daha gün birden hatta fetüsken öğretmek demek değil. Evet ben bunları yapmıyorum çünkü bana göre bunları yapmam ona fayda sağlamaz bana göre bunları kendisinin yapabilmesine izin vermem onun icin kıymetli ve biz iyi anlaşıyoruz. Ben onun o benim sınırlarımızı biliyoruz. Benim onu her koşulda çok sevdiğimi, kızsam bile çok sevdiğimi bilmesi benim için herşeyden önemli. Hamileyken bile kucağımda taşıdım ama bu çocuk ne yiyecek diye bir gün dert etmedim, ne varsa onu yer dedim, birlikte uyudum, ilk bir sene göğsümde uyudu, bazı şeyleri yanlış veya eksik yapıyor olabilirim, başkası daha fazla yapıyor olabilir veya ben farklı düşünüyor olabilirim ama benim çocuğuma ve bana uyan bu. Değişmeyen ise hoşgörü, anlayış ve sevgi. Siz sınırlarınızı belirlediğinizde, onun gelişimine destek ama izleyici olduğunuzda bakın kendi kurallarını nasıl kendisi belirleyecek ve anne ben tek başıma uyumak istiyorum diyecek.

Nihan

Diğer Yazıları: Nihan Kayalıoğlu

Hayat Hep “Pelin’e” Güler

            Hayat hep Pelin’e güleeeeeer… Geçenlerde aklıma...
Devamı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir