Hiçbir Şeyin Yokken Adım Adım İstediğin Hayat Nasıl Kurulur?

17 yaşında evlendirilmiş bir kadının hikâyesini dinledim dün.

Tanımadığı biriyle gerdek gecesi yaşayan Ünzile şu anda 32 yaşında. Anlayacağın anneannenim arkadaşı değil bayağı bizim jenerasyon hatta benden genç!

Yurt dışında yaşayan kocası de kendi gibi çocuk. Önce özel eşyaları gönderiliyor ardında da kendisi! Sınırdan geçerken “hayır” diyor benim istediğim hayat bu değil!

Kavga ediyor yeni “ailesiyle” ve asla pes etmiyor! Gelmiyorum ben diyor! Üstelik geri döndüğünde ailesi ve o bölgenin insanları tarafından uğrayacağı zorbalığı bilmesine rağmen “yok” diyor.

Zar zor biniyor bir otobüse, iniyor yolda İstanbul’da, para yok. Arayabileceği tek bir arkadaşı var onu arıyor birkaç gece evinde kalıyor sonra dönüyor o küçük, “içi pis” ilçeye.

Komşu, elalem ve ilçe halkından zorbalık görüyor. “Onun zaten sevgilisi vardı, o zaten bakire değildi, zaten süslenmeyi çok severdi o…”

Yasaklarla dolu baskılı hayata daha fazla devam etmiyor bu sefer İstanbul’da bir akrabasının yanına gönderiliyor. Lise mezunu kadın ben buradan, kendi hayatımı kurarak çıkarım, ilk önce üniversite okuyacağım ama ondan önce annemlerin imzasıyla evlendiğim bu evliliği bitirmeliyim der ve 18 yaşın getirdiği haklarla boşanır.

Sonra iyi bir üniversitenin iyi bir bölümünü burslu okur. Aile destek olmadığı gibi istemez çünkü bu o… bir de okursa ne olur?? Ne mi olur kendi ayakları üzerinde duran, master’ına kadar yapmış hayallerini gerçekleştirebilen bir KADIN.

Hikâyesini takdirle dinlediğim bu insan şu anda kendi geliriyle İstanbul’da yaşar aynı anda iki iş sahibidir ve kardeşlerine bakar.

Hiçbir şeyin yokken adım adım istediğin hayat nasıl kurulur? Sorunun cevabı sende, ya elindeki tek bir yaşamı harcarsın senin için uygun görülenle ya da kendin inşa edersin!

Sordum neden diğer kardeşlerin okudu seni okutmadılar? Dedi “çünkü ben giyinmeyi severdim, farklıydım, fikrim vardı, sorgulardım, eşrafın yaramaz etiketi yapıştırdığı bir erkek arkadaşım vardı, istemediğim şeylere HAYIR diyebilen ve hayattan zevk alabilen de bir yapım. Bizim oralarda da bu gibilere o.. deniyordu ve kadınsa başına benzer hikâyeler geliyordu. Onlar kabul eder dayatılanı yaşardı benim gibilerse ‘orospu’.” Bilirim ben onları ve oraları!

17 yaşında evlendirilmiş bir kadının hikayesini dinledim dün. Tanımadığı biriyle gerdek gecesi yaşayan Ünzile şuanda 32 yaşında. Anlayacağın anneannenim arkadaşı değil baya bizim jenerasyon hatta benden genç! Yurt dışında yaşayan kocası de kendi gibi çocuk. Önce özel eşyaları gönderiliyor ardında da kendisi! Sınırdan geçerken hayır diyor benim istediğim hayat bu değil! Kavga ediyor yeni “ailesiyle” ve asla pes etmiyor! Gelmiyorum ben diyor! Üstelik geri döndüğünde ailesi ve o bölgenin insanları tarafından uğrayacağı zorbalığı bilmesine rağmen yok diyor. Zar zor biniyor bir otobüse, iniyor yolda İstanbul’da, para yok.Arayabileceği tek bir arkadaşı var onu arıyor birkaç gece evinde kalıyor sonra dönüyor o küçük, “içi pis” ilçeye. Komşu, elalem ve ilçe halkından zorbalık görüyor. “Onun zaten sevgilisi vardı,o zaten bakire değildi,zaten süslenmeyi çok severdi o… ” Yasaklarla dolu baskılı hayata daha fazla devam etmiyor bu sefer İstanbul’da bir akrabasının yanına gönderiliyor. Lise mezunu kadın ben buradan, kendi hayatımı kurarak çıkarım, ilk önce üniversite okuyacağım ama ondan önce annemlerin imzasıyla evlendiğim bu evliliği bitirmeliyim der ve 18 yaşın getirdiği haklarla boşanır. Sonra iyi bir üniversitenin iyi bir bölümünü burslu okur. Aile destek olmadığı gibi istemez çünkü bu o… bir de okursa ne olur??Ne mi olur kendi ayakları üzerinde duran, mastırına kadar yapmış hayallerini gerçekleştirebilen bir KADIN. Hikayesini takdirle dinlediğim bu insan şuanda kendi geliriyle İstanbul’da yaşar aynı anda iki iş sahibidir ve kardeşlerine bakar. Hiçbir şeyin yokken adım adım istediğin hayat nasıl kurulur? Sorunun cevabı sende ya elindeki tek bir yaşamı harcarsın senin için uygun görülenle ya da kendin inşa edersin! Sordum neden diğer kardeşlerin okudu seni okutmadılar? Dedi çünkü ben giyinmeyi severdim, farklıydım, fikrim vardı, sorgulardım, eşrafın yaramaz etiketi yapıştırdığı bir erkek arkadaşım vardı, istemediğim şeylere HAYIR diyebilen ve hayattan zevk alabilen de bir yapım.Bizim oralarda da bu gibilere o.. deniyordu ve kadınsa başına benzer hikayeler geliyordu. Onlar kabul eder dayatılanı yaşardı benim gibilerse “orospu”. Bilirim ben onları ve oraları!

Nihan Kayalıoğlu (@nihankayalioglu)’in paylaştığı bir gönderi ()

Tags from the story
,
Diğer Yazıları: Nihan Kayalıoğlu

Carre D’artistes İle Herkes İçin Sanat

Çocukların büyürken kendilerini keşfetmeleri, yaratıcılıklarını güçlendirmeleri ayrıca hata yaparak öğrenmeleri -bir tarafa-...
Devamı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir