Zaman Mı Sizi Yönetiyor, Siz Mi Zamanı Yönetiyorsunuz?

Sırf, herhangi bir soru, günün farklı bir saatinde sorulduğu için o soruya başka bir cevap vereceğinizi söylesek ne derdiniz? Zaman yönetimi sadece onu verimli kullanmaktan geçmiyor. Onu “ne zaman” kullanabildiğimiz de hayatımızı etkin bir şekilde yönetiyor. Yani o mu bizi yönetiyor; biz mi onu yönetiyoruz, belli değil aslında. Hadi kontrolü elimize almaya çalışalım ve şu hbrturkiye’de yer alan şu araştırmaya bir göz atalım…

Hepimizin, gün içerisinde ilgilenmek zorunda olduğu pek çok iş var. Bunlardan bazılarını gündüz, bazılarını ise öğleden sonra ele almak durumunda kalıyoruz. Hiç düşündünüz mü, bir işle gündüz ya da öğleden sonra ilgilenmek, o işteki performansımızı etkiliyor olabilir mi?

Öncelikle Nobel Ekonomi ödüllü Kahneman’ın Linda örneğine bir bakalım (Thinking Fast and Slow, Dan Kahneman):

Linda, 31 yaşında, bekar, girişken ve oldukça parlak birisi. Üniversitede felsefe bölümünden mezun olan Linda öğrenciyken ayrımcılık, sosyal adalet gibi konularla derinlemesine ilgileniyor ve nükleer karşıtı eylemlere katılıyordu.

Linda ile ilgili daha fazla bilgi vermeden önce size bir soru sormak istiyorum. Sizce hangisi daha olasıdır?

  1. a) Linda bir banka çalışanı
  2. b) Linda feminist hareketlerde aktif bir banka çalışanı

Bu soruya pek çok kişi “b” cevabını veriyor. Mantıklı değil mi? Sonuçta Linda, adalet arayan, nükleer karşıtı ve felsefe mezunu bir insan. Feminist hareketlerde görev alan bir banka çalışanı olması son derece doğal. Ama bu sorunun doğru cevabı “a” şıkkı. Çünkü soruda “hangisi daha olası” diye soruyor ve “a” şıkkı yani Linda’nın bir banka çalışanı olması “b” şıkkını da kapsıyor. Linda’nın feminist hareketlerde aktif bir banka çalışanı olması “a” şıkkının bir alt kümesi. O yüzden Linda’nın banka çalışanı olması daha olası.

Amos Tversky ve Daniel Kahneman, insanlardaki bu yanılgıyı “çakışma yanılgısı” olarak adlandırıyor. Yani, insanların çakışan iki olaydan birisini diğerinden daha olası görmesi hatası.

Araştırmacılar, Linda sorusunu insanlara günün farklı zamanlarında sorduklarında ilginç bir sonuçla karşılaştılar. Araştırmada, Linda sorusuna verilen cevapların doğruluk oranı, sabah saatlerinde daha fazla çıktı. Yani insanlar bu soruyla sabah karşılaştıklarında, soruyu çözme olasılıkları daha fazla.

Linda problemi analitik bir soru. Bu soruyu çözmek, herhangi bir yaratıcılık veya keskin bir zeka gerektirmiyor. Araştırmalar gösteriyor ki yetişkinler bu tarz analitik problemleri çözmede sabahları daha iyiler. Uyandığımızda vücut sıcaklığımız yükseliyor ve bu da enerjimizi ve tetikte olmamızı artırıyor. Böylece daha iyi konsantre oluyor ve daha iyi çıkarımlar yapabiliyoruz. Pek çoğumuz için analitik kapasitemiz sabahları tavan yapıyor.

Harvard’dan Francesca Gino ve Danimarkalı 2 meslektaşı Danimarka’daki okullarla ilgili ilginç bir araştırmaya imza attılar. Danimarka’daki okullarda bilgisayar yetersizliğinden dolayı öğrencilerin bir kısmı sınava sabahları, diğer kısmı da öğleden sonraları girmek zorunda kalıyorlar. 4 yıl süren ve 2 milyon öğrencinin verilerinden elde edilen araştırma gösteriyor ki sınava sabah giren çocukların puanları daha yüksek. Hatta sınav saati öğleye yaklaştıkça başarı da o oranda düşüyor.

Şimdi başka bir örneğe geçelim. Ernesto’yla tanışın. Kendisi bir antika tüccarı. Bir gün birisi Ernesto’ya oldukça güzel bir bronz sikke getirdi. Sikkenin bir yüzünde imparatorun resmi, diğer yüzünde ise MÖ 544 yazısı basılıydı. Ernesto sikkeyi inceledi ve hemen polisi çağırdı. Neden mi? Çünkü bu, sosyal bilimcilerin tabiriyle bir içgörü problemi. Metodolojik bir yaklaşım, mantıksal yürütmeler veya algoritmik bir yöntem bu problemde bir işe yaramaz. İçgörü problemlerinde insanlar genel olarak sistematik ve adım adım çözmeye dayalı bir yaklaşımla başlarlar. Ama sonunda duvara çarparlar. Bazıları duvarı aşamayacaklarını anlar ve problemi çözmekten vazgeçer. Bazıları da problemi farklı açılardan çözmeye çalışı. İşte bu ikinci grup, çözüm aşamasında bir aydınlanma anı yaşar ve daha önce görmedikleri bir şey dikkatlerini çeker. Problemi tekrar ele alıp anında çözerler. Sikkedeki problem de buna benzer. Ernesto’nun sikkesi sahteydi. Çünkü İsa’dan önceye ait olan hiçbir sikkede “MÖ” ifadesi yer alamaz. “MÖ” ifadesi İsa’nın ölümünden yıllar sonra kullanılmaya başlanan bir ifade çünkü. (When: The Scientific Secrets of Perfect Timing, Daniel Pink)

İki Amerikan psikolog Mareike Wieth ve Rose Zacks, sikke problemi gibi birçok içgörü problemini en verimli oldukları, en iyi düşündükleri zamanın sabah olduğunu söyleyen bir grup insana sordu. Araştırmacılar bu grubun yarısını saat sabah 8:30 ve 9:30 arasında, diğer yarısını ise öğleden sonra 4:30 ve 5:30 arasında teste soktu. Araştırma sonucu gösterdi ki; bu, en iyi düşündükleri zamanın sabah olduğunu iddia eden insanlar, sikke problemini öğleden sonra çözdüklerinde daha başarılı oluyorlar. Yani, bu “sabah insanları”, optimum olmadıklarını düşündükleri zamanda, optimum olduklarını düşündükleri zamandan daha başarılılar.

Çoğumuz için sabahları tetikte olduğumuz, dikkatimizi dağıtan şeyleri kolayca defettiğimiz bir zaman dilimi. Bu yüzden beynimiz, analitik problemleri sabahları daha iyi çözüyor.

Ama içgörü problemleri farklı. Onlarda daha az tetikte olmaya ihtiyacımız var. Koruma kalkanlarımızı çıkarmamız gerekiyor. İşte böyle durumlarda aydınlanma anı yaşıyoruz. Bu gevşek anlarımızda, birkaç dikkat dağıtıcı detay aslında bize yardım ediyor ve neleri kaçırdığımızı daha iyi görmemizi sağlıyor. İşte bu yüzden yaratıcılık gerektiren içgörü problemlerinde öğleden sonra daha iyiyiz.

Araştırmalar gösteriyor ki analitik problemlerde sabah daha iyiyken yaratıcılık gerektiren içgörü problemlerinde öğleden sonraları daha iyiyiz. Acaba bu herkes için de böyle mi?

İnsanları vücut kimyalarından hareketle “sabah insanı” ve “gece insanı” olarak ikiye ayırabiliriz. Dünyanın en iyi kronobiyologlarından Roenneberg’in basit bir testi var. Bu testle bizim “sabah insanı” mı yoksa “gece insanı” mı olduğumuzu kolayca ortaya çıkıyor (When: The Scientific Secrets of Perfect Timing, Daniel Pink).

Şimdi aşağıdaki soruları boş olduğunuz bir güne göre, yani sabah erken kalkmanızı gerektiren bir durum olmadığında, hafta sonları hiçbir işiniz olmadığında kaçta yatıp kaçta kalktığınızı düşünerek cevap verin.

  1. Çoğunlukla kaçta yatıyorsun?
  2. Çoğunlukla kaçta kalkıyorsun?
  3. Bu iki zamanın ortasındaki saat dilimi ne?

Örneğin gece 11:00’de yattığınızı ve sabah da 07:00’de kalktığınızı varsayalım. Bu durumda, bu iki zamanın ortasındaki zaman dilimi de gece 03:00 oluyor.

Eğer ortalama zaman diliminiz;

  • Gece 00:00 ve 03:30 arası ise siz sabah insanısınız.
  • Gece 03:30 ve sabah 06:00 arasıysa siz sabah ve gece insanı arasındasınız (Amerika’da yapılan araştırma nüfusun büyük çoğunluğunun bu grupta yer aldığını gösteriyor).
  • Sabah 06:00 ve sonrasındaysa siz bir gece insanısınız.

Araştırmalar gösteriyor ki, sabah insanıysanız aşağıda durumlarda en doğru zaman sizin için sabah vakti:

  • Üzerinde dikkatli düşünme, adım adım sistematik bir çalışma gerektiren görevler,
  • Dikkat gerektiren sınavlar,
  • Artılarını ve eksilerini tartacağınız, hayatınızı etkileyecek -iş teklifi gibi- önemli kararlar,

Sabah insanları için aşağıdaki durumlarda en doğru zaman öğleden sonrası:

  • Yaratıcılık gerektiren çalışmalar,
  • İlhama ihtiyaç duyduğunuz anlar,
  • Sıradan yöntemlerle çözemediğiniz içgörü problemleri.

Eğer “gece insanıysanız” bu durumlar sizin için tam tersi oluyor. Yani analitik problemleri öğleden sonra, içgörü problemlerini ise sabah ele almanız sizin için daha faydalı olacaktır.

Özetle, günün bazı zamanlarında bazı görevleri daha iyi yerine getiriyoruz. Bunun nedeni ise vücudumuzun günün farklı zamanlarında, farklı bir çalışma ritmi ve temposunun olması. Eğer hayatımızı bu ritme uydurabilirsek, sadece o işle ilgilendiğimiz zamanı değiştirerek veya bazı kararları günün başka bir anında alarak hayatımızı daha iyi bir noktaya getirebiliriz.

Tags from the story
Diğer Yazıları: Nihan Kayalıoğlu

#ismeözelnutella

Nutella kavanozunu kapıp Zorlu Center’a gidip sevdiklerinin ismine özel yeni yıl dileğini...
Devamı

2 Comments

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir